Sporun iyilik haline etkisi

Sporun ruh sağlığı üzerindeki etkileri birçok araştırmacı tarafından ele alınmıştır. Spor ile ilgili olarak öne çıkan şaşırtıcı bilgiler arasında sporun fiziksel yararların yanı sıra psikolojik sağlığı da olumlu etkilemesidir. Spor fizyolojik ve biyolojik düzeneklerle duygudurumda bir iyileşmeye yol açmaktadır. Bu yazıda da spor yaparak iyi hissetmenin mümkün olup olmadığını inceleyeceğiz.

Beyindeki değişikliklerle strese uyum sağlama

Spor yaparken merkezi sinir sisteminde monoamin aktivitesinde değişiklik meydana gelir, hipotalamopituiter-adrenokortikal yolak aktivitesinde azalma ortaya çıkar, beta endorfin salınımında artış gözlenir ve fiziksel zindelik elde edilir. Ayrıca, sporun özgüvende artışa imkan sağladığı, olumsuz düşüncelerden uzaklaşmamıza yardımcı olduğu, uyku düzenimizdeki bozuklukların üstesinden gelmemize yardımcı olduğu ve strese uyum sağlamamızı kolaylaştırdığı da bilinmektedir.

Steptoe ve Butler tarafından yapılamn ve 5061 katılımcının olduğu bir araştırmada spor yapmak ve duygusal stres arasındaki ilişki incelenmiştir. Sonuçlar alındığında spor yapanların stres seviyesinde ciddi azalmaların olduğu görülmüştür. Özellikle yüksek stresle bağlantılı olan panik atak gibi anksiyete bozukluklarının tedavisi için de sporun yarar sağlayabileceği sıklıkla dile getirilmektedir.  

Sporun buradaki amacı hem hormonel değişikliklerin elde edilmesi, hem de spor ile beraber kişinin bozuk algıları ile daha sağlıklı ve yeterli bir biçimde yüzleşmesinin sağlanmasıdır; bu şekilde de anksiyete belirtilerinde bir azalmasının başlaması beklenmektedir. Panik bozukluk ve spor arasındaki ilişki Broocks ve arkadaşları tarafından da incelenmiş ve düzenli spor yapmanın panik bozukluk üzerinde antidepresan (SSRI) kullanımına benzer etkiler yarattığı kaydedilmiştir. Spor yaparken bireysel hedefler oluşturmak ve bunlara ulaşmaya çabalamak da duygusal iyileşmenin hızlanmasına yol açmaktadır.  

Yüksek tempolu egzersiz daha fazla yarar sağlıyor!

Bernstein ve McNally tarafından yürütülen bir araştırmaya göre egzersizin olumsuz duyguların azalması üzerinde olumlu bir etkisi olduğu bulunmuştur. Kişilerin daha aktif olmasıyla birlikte duygularının da pozitif yönlü bir ivme kazandığı görülmektedir. Ancak burada dikkat etmemiz gereken bir şey var: Egzersizin temposunun artışıyla olumlu duyguların ortaya çıkması arasında bir bağlantı olabilir.

Bernstein ve diğerleri tarafından yürütülen araştırmada denekler iki gruba ayrılmıştır. Birinci gruba sadece germe egzersizleri yaptırılmış ve ikinci gruba da tempolu koşu yaptırılmıştır. 30 dakika sonrasında her iki gruptan da 1979 yapımı The Champ filminin final sahnesini izlemeleri istenmiştir. Filmin tercih edilmesinin sebebi de oldukça duygusal olması. Araştırmanın sonuçlarına göre 30 dakika tempolu koşu yapan kişilerin 30 dakika gerinme egzersizi yapan kişilere göre olumsuz deneyimleri daha kolay atlattıkları ortaya çıkmıştır, bu da egzersizin temposundaki artışın duygudurumumuz üzerinde olumlu etkileri olduğunu göstermektedir.  

Ayrıca, koşunun mediatif etkisinin olduğundan da sıklıkla söz edilmektedir. Martynoga bu durumu ‘’Hayatla baş edebilmek için hareket etmeye ihtiyacımız var.’’ diyerek destekliyor. Özellikle yüksek tempolu koşu esnasında bazen tükenmişlik hissetmeye başlayabiliyoruz. Ancak, bir süre sonra endorfin ve endoccanabinoidlerin salgılanması ile beraber kişi uyarılmış ve enerjik hissetmeye başlıyor. Bu maddeler dışarıdan alınan uyarıcı maddelerin yarattığı etkilere benzer etkilere yol açabilirler; ancak maddelere bağımlılık geliştirebilmemize rağmen bu maddelerin bu tarz bir soruna yol açmadığı belirtilmektedir.

Stresli bir günün bilançosu: Adrenalin ve Kortizol!

Stresli bir gün geçirdiğinizi var sayalım. Bu durum beyninizde de bazı değişiklikleri ve aktiviteleri meydana getirecektir. Beyinde yer alan ve kontrol merkezi olarak bilininen hipotalamus hipofiz bezini harekete geçirecek ve sonra ikisi birden böbreküstü bezlerini uyaracaktır. Bu durumda da vücudumuzda adrenalin ve kortizol gibi hormon seviyeleri artmaya başlayacaktır. Böylelikle Otonom Sinir Sistemimiz kaygı tepkilerini artırmaya başlayacaktır. Göz bebekleri büyüyecek, kalp atışları hızlanacak, kan basıncı artacak ve kaslarımız gerilecek… Böyle bir anda odaklanma ve konsantrasyon sorunlarının ortaya çıkması da oldukça kuvvetli bir ihtimal. Bu durumu tersine çevirmek için ise üretken olabileceğimiz bir aktiviteyle ilgilenmek bize yarar sağlayabilir. O da koşu yapmak ya da fiziksel aktivite.

Koşmak, bedenimizin kontrolünü ele almak için önemli bir aktivitedir. Bedenlerimiz aktif olmak, hareket etmek ve koşmak üzerine evrilmiştir. Bu aktivitelerin dikkat ve odaklanma sorunlarını azalttığı ve sorun çözmede de bizi daha başarılı kıldığı da bilinmektedir. Fiziksel aktivite arttıkça hafızamız daha iyi işlemeye başlar ve karşılaştığımız problem hakkında çözüm üretme sürecimiz giderek iyileşir.

Düzenli koşu mediatif etki yaratır

Düzenli koşuların mediatif etkilerinin olduğu da düşünülmektedir; bu da koşu sırasında dikkatimizin yaşadığımız ana çevrilmesinden kaynaklanmaktadır. Koşu sırasında nefes alış verişimizi hisseder ve adımlarımızın sıklığını ve bedenimizde olan değişiklikleri yakalamaya başlarız. Bu da olumsuz olaylar üzerinde tekrar tekrar düşünmemizin ve olası yararsız çıkarımların önüne geçer. Strese ve kaygıya yol açan düşünce stilinin de önüne geçmiş oluruz aslında; bu da beraberinde rahatlamayı getirecektir…

Psikolojik Danışman Göksel AKKAYA