Neandertaller Sayesinde Mi Hayattayız?

Türler arası çiftleşmeyi inceleyen yeni bir araştırma sonuçlarına göre, insanlar ve Neandertaller arasındaki çiftleşmeler modern insanların genlerinin güçlenmesine katkı sağladı.

  • Homo Sapiens yani Modern İnsan Avrasya’ya ilerlemek için Afrika’yı terkettiğinde ilk defa Neandertallerle karşılaştılar. Bu karşılaşmanın sonuçlarından biri olarak da türler arasında çiftleşmeler görüldü.
  • Neandertaller evrimsel süreçte, hastalıklarla savaşmada türlerine hayatta kalmada yardımcı olacak genetik adaptasyonlar geliştirmişlerdi.
  • Günümüz insanı Neandertallerden gelen çeşitli virüslerle etkileşime girmiş olan 152 geni hala taşıyor.

Atalarımızın genlerinden bugüne

Genellikle bilim çevrelerinde, insanımsı özellikler gösteren atalarımızın, bunlara Neandertaller de dahil, bugünün insanının yani modern insanın biyolojik geçmişinde etkilerinin olduğu kabul gören görüşlerden sadece birisi. Her ne kadar onların özelliklerinin çoğunu günümüzde sergilemesek de, biyolojimizin derinlerinde yani genlerimizde bu kalıntılara hala rastlanabilmektedir.

Şu an için tabi ki bir Neandertal ile sokakta karşılaşma imkanınız yok. Yoksa var mı? Unutmamız gerekiyor ki modern insanın DNA’sının %1.8 ila %2.6’lık bölümünün Neandertallerden geldiği düşünülmektedir. Söz konusu olan araştırmada da göze çarpan en önemli nokta şudur: Neandertallerden geçmiş olan genetik adaptasyonlar, insanları ölümcül virüslere karşı evrimsel süreçte korumaya devam etti.

Türler arası çiftleşme

Neandertal genlerine DNA’larımızda rastlanıyor olmamızın tek bir sebebi var: o da Neandertal ve Homo Sapiens arasında olan cinsel yakınlaşma yani türler arası çiftleşme. Bu da Neandertaller ile olan bağımızı kanıtlayabilmek için üzerinde durulan önemli noktalardan biri olarak bir çok kaynakta karşımıza çıkıyor.

İnsanlar, yada insanımsıların Neandertaller ile yollarının kesişmesi ilk defa, insanların Afrika’yı terkedip Avrasya’ya yönelmesi sırasında gerçekleşti. Neandertaller ve Homo Sapiensin yaklaşık 500.000 yıl ila 1.000.000 yıl öncesinde yaşamış olan aynı ortak atadan türemiş oldukları düşünülmektedir. Ki bu da nasıl Neandertal ve Homo Sapiensin hayatta kalmayı ve üremeyi başarabilen sağlıklı döller ya da yavrular meydana getirebildiklerini açıklamakta sıklıkla başvurulan bir görüştür.

Homo Sapiens gelmeden önce

Yeni araştırmanın özellikle üstünde durduğu konu şudur: Homo Sapiens Avrasya’ya varmadan yüzbinlerce yıl önce bile Neandertaller bu coğrafyada yaşamlarını sürdürüyorlardı; ve bu coğrafyada karşılaştıkları patojenlerle de bu süreç içerisinde de bu patojenlere karşı bağışıklık geliştirmişlerdi. Sonuç olarak da, Neandertal genleri bu virüslere karşı hayatta kalabilmek için bağışıklık geliştirmişlerdi ve bu bağışıklık da türler arası çiftleşme yoluyla insanlara geçmişti.

Neandertal genlerinin Sapiense geçmesi

The University of Arizona’da araştırmayı gerçekleştiren bilim insanlarından biri olan David Enard, Inverse’ e yapmış olduğu açıklamada bu türler arası çiftleşmenin Homo Sapiensin kendisini virüslere karşı savunması için güçlü bir panzehir olduğundan bahsetti. Buna ister panzehir ismini verin ister antidot; bu Homo Sapiens’e yeni virüslere karşı çok hızlı bir bağışıklık geliştirme konusunda yardımcı olmuştur.

Neandertallerin çok daha önceden bağışıklığı tamamlamış olan genlerin Homo Sapiens’e geçmesiyle beraber, Homo Sapiens’in Avrasya’da karşılaştığı patojenlere karşı çok hızlı bir bağışıklık sistemi geliştirmesine yardımcı oldu. Enard’a göre; türler arasındaki çifleşmenin başarılı sonuçları Homo Sapiens’i yeni karşılaşmış olduğu patojenlerle başa çıkarken bağışıklık sisteminin güçlenmesi için gereken süreci de oldukça kısalttı. Çünkü Homo Sapiens bu süreç içerisindeki gereksinimleri çoktan Neandartellerden kendi genlerine geçirmişti bile.

Neandertallerin genetik materyalleri modern insan için adeta koruyucu aşı niteliğindeydi. Çünkü onlar bu coğrafyadaki binlerce belki de milyonlarca virüse çok uzun süreler boyunca maruz kalmış ve onlarla savaşarak bağışıklık geliştirmeyi başarmışlardı. Bu virüsler insanlar için her ne kadar zararlı ve ölümcül olsalar da, Neandertallerin genetik materyallerinin Homo Sapiens türüne geçmesiyle beraber, Homo Sapiens kestirme bir yoldan bu virüslere karşı bağışıklık kazanmış oldu.

Fakat, iki türün uzak geçmişte karşılaşması sonucunda her şey iyiye de gitmemişti. Bilim adamları ayrıca iki türün birbirlerini geldikleri farklı coğrafyalardan getirmiş oldukları patojenler sebebiyle yeni hastalıklarla da yüzleşmek zorunda bıraktıklarını düşünüyorlar. Bu durum da‘’zehirli antidot melezlemesi’’ olarak Türkçe’ye çevrilebilir. Ancak, yine de iki türün cinsel birleşmeleri Homo Sapiens’in başarılı antidotları üretmelerine olanak sağladı.


Poison-antidote model.Credit: Cell magazine.

Araştırma detayları

Araştırma 4500’den fazla insan geninin virüslere karşı savunmasını ve bunların veri tabanındaki Neandertal genleriyle karşılaştırmasını içermektedir. Araştırmacılar bu araştırmayla beraber modern insanın günümüzde taşımış olduğu 152 genin Neandertal gen diziliminde de yer aldığını buldular. Neandertallerden almış olduğumuz bu genlerin bugünün hastalıklarından Heaptit C, HIV, influenza A gibi  RNA ile etkileşim içerisinde olan hastalıklara oldukça benzeyen hastalıklara karşı bağışıklık geliştirmemize yardımcı oldu.

Evrimsel süreçte bu genler insanların günümüze kadar hayatlarını sürdürmelerini sağlasa da, modern virüslere karşı bir savunma vaad etmiyorlar. Her ne kadar evrimsel süreçte patojenlere karşı silahlanmış olsak da, patojenler de evrilerek bize karşı atağa geçmenin yollarını buluyorlar.

Ayrıca araştırmanın sonunda ortaya atılmış bir iddia daha var: depresyon ve tütün bağımlılığını da Neandertallerden almış olabiliriz. Bu konuda daha detaylı araştırmaların yapılması ve incelenmesi ve ortaya atılan tezin tüm detaylarıyla değerlendirilmesi gerekmektedir. İlerleyen süreçte yazılarımızdan birinde umarım bu konuyu da işleriz.