Meme kanserini yenmek için yeni bir yöntem

İsviçre’de bulunan The University of Basel’de yapılan yeni bir araştırma, kanserin tedavisine doğru yeni bir yola işaret ediyor olabilir.

Yapılan bu yeni araştırmada kanser hücrelerinin yayılmasının, yani metastazın, önüne geçmek için yeni bir tedavi yöntemi denendi. Sonuç oldukça başarılı görünüyordu. Bu yeni yöntem meme kanseri hücrelerini zararsız yağ hücrelerine dönüştürmeyi hedefliyordu. Yani kanser hücrelerinin plastisitesi değiştiriliyor ve sonucunda yağ hücrelerine dönüştürülebiliyorlardı.

Araştırmacılar kanser hücrelerin plastisitesi üzerinde çalışmayı ve hastalığı kendi aleyhine çalışacak hale getirmeyi başarmışlardı.

Bu araştırma neden önemli?

2018 yılında dünya çapında 627.000 kadının meme kanserinden öldüğü rapor edilmiştir; ki bu hiç de azımsanacak bir sayı değildir. Bu ciddi sorunu çözmeye kendini adamış olan bilim insanları, çalışmalarında bir başka keşfe daha imza attılar.

Yarattıkları ilaç kombinasyonunu meme kanseri hücreleri transfer edilmiş farelere uygulayan araştırmacılar olumlu sonuçları raporluyorlardı. Kanser hücrelerinin yayılmasının önüne geçilmişti. Çünkü uygulanan ilaç kombinasyonu kanser hücrelerinin yapısını bozmuş ve onları zararsız yağ hücrelerine dönüştürebilmişti.

Yayılmayı önlemek, ölümleri azaltır mı?

Kanserde en büyük sorunlardan biri de, kanser hücrelerinin vücudun farklı bölgelerine yayılması ve ileri ki evrelerde kişiyi ölüme götürmesidir.

Yeni uygulanan tedavi yöntemi ilk bakışta meme kanseri hücrelerinin yayılmasını önleme açısından başarılı sayıldığından; kanser hücrelerinin daha fazla yayılmadan ya da yayılmasını durdurarak kişileri ölüme götürmesini engelleyebilir.

Ayrıca, meme kanseri oldukça sık görülen bir kanser türüdür ve ailenizin bir üyesi, arkadaşınız, iş arkadaşınız ya da kendiniz de bu hastalığa yakalanabilirsiniz. Yani meme kanseriyle karşılaşmanız veya ona yakalanmanız imkansız değil.

2015 yılı raporları

Hastalık Kontrol ve Önleme Birimi (Center for Disease Control and Prevention), 2015 yılında tam olarak 242,476 yeni meme kanseri vakasının rapor edildiğini belirtmiştir. Acıdır ki, yine aynı yıl içinde de 41,523 kadın meme kanseri nedeniyle hayatını kaybetmiştir.

Yukarıdaki bilgiler ışığında da, meme kanseri en fazla rapor edilen ve ölüme neden olan 2. kanser türü olarak literatürdeki yerini almış oldu. Ayrıca, Amerikalı kadınlar arasında ölüme en çok yol açan kanser türü de meme kanseri olarak bilinmektedir.

Umudunuz kırılmasın

Yukarıdaki bilgiler her ne kadar iç karartıcı sonuçlardan derlenip önünüze sunulmuş olsa da; henüz bitmedi! Çünkü, her geçen gün yeni araştırmalar ortaya koyuluyor ve yeni tedavi yöntemleri deneniyor. Bu da olumlu sonuçlarla da karşılaşılan daha fazla araştırma anlamına geliyor.

İlk başta belirtmiş olduğumuz araştırmayla beraber, meme kanserine karşı savaşta elimizi güçlendirecek yeni bir strateji geliştirmiş olabiliriz: ”Kanser hücrelerinin yayılmasını önlemek için onları yağ hücrelerine dönüştürmek”.

Kanseri ölümcül yapan

Metastaz, yani yayılma, kanseri ölümcül yapan ana sebeplerden bir tanesidir. Çünkü bu durum, kanserli hücrelerin asıl tümörden ayrılıp vücudun farklı bölgelerine yayılmasına işaret ediyor. Tümörden ayrılmış olan bu yeni kanser hücreleri de kan dolaşımı ya da limbik sistem vasıtasıyla vücudun farklı bölgelerine sıçrama imkanı buluyorlar.

Vücudun sistemlerinin birbiriyle bağlantılı olması, kanserli hücrelerin aslında ne kadar kolay bir biçimde vücudun farklı bir bölgesine sıçramasına yol açtığını açıklamak için yeterli. Örneğin meme kanseri hücreleri akciğerler, kemikler, göğüs kafesi ve hatta beyne kadar sıçrama imkanı bulabiliyorlar.

Yağın iyi bir çeşidi

Kanser hücrelerinin fizyolojik olarak kolayca karakterini değiştirebilmesi ve sıçradığı bölgeye uyum sağlamasının oldukça kolay olması da, neden kanserin oldukça dirençli bir hastalık olduğunu açıklamaktadır.

Araştırmacılar bunun önüne geçmek için de, kanser hücrelerinin fizyolojik yapılarını değiştirerek yayılmanın engellenmesinin mümkün olduğunu öne sürdüler ve deneylerini bu çerçevede gerçekleştirdiler. Sonuç olarak da, denekler üzerinde denenen ilaç kombinasyonu meme kanseri hücrelerini iyi bir çeşit yağa çevirerek, kanserli hücrelerin yayılmasının önüne geçmiş oldu.

Psikolojik açıdan bakış

Özellikle ağır depresyon vakalarında araştırma yapmaya niyetiyle literatür taramasına başladığınızda gözünüze çarpan ilk şey büyük ihtimalle ‘’kanserli hastalarda depresyon’’, ‘’kanser hastalarının depresyon geliştirmesi’’ gibi başlıklar olacaktır.

Kişiye kanser teşhisinin konulmasıyla beraber, kişinin stres ve kaygı seviyesinin ciddi bir biçimde artış gösterdiğini ortaya koyan araştırmalar mevcuttur. Bu durumda da, kronikleşen stres ve kaygıyla beraber kişiler ağır depresyon da geliştirebilmektedirler.

Ancak, bu durum kanserin daha da kötü bir hal almasından başka bir amaca hizmet etmez. Stres, kaygı ve depresyon kanserin seyrini negatif biçimde etkileyen faktörlerdir. Kanser tanısı koyulmuş kişinin hastalığı algılaması, hastalığın seyrini ciddi bir biçimde değiştirmekte ve hatta iyileşmenin de önünü açabilmektedir. Bu konuda daha fazla bilgi için :Stres

Bu yüzden kanser gibi ölümle sonuçlanan hastalıkları yakından takip etmek ve psikolojik olarak incelemek, kişinin vermiş olduğu mücadeleye ciddi pozitif etkiler sağlayacak ve hastalığı yenme konusunda da hatrı sayılır bir yardım sunacaktır.