Koronavirüs’ün ardından

2020 yılının küresel krizlerinden biri olan Koronavirüs salgınıyla beraber okullar tatil edildi, spor müsabakaları ertelendi, insan etkileşiminin fazla olduğu kafe, kıraathane ve kütüphane gibi yerler faaliyetlerine ara verdi, devlet dairelerinde hijyen önlemleri artırıldı ve çoğu iş yeri uzaktan çalışma modelini kullanmaya başladı. Virüsün sebep olduğu kaos günlük hayatımızı etkilerken karşımıza da eşi görülmemiş bir stres durumu çıkmış oldu.

Virüsün yaratmış olduğu kaosla beraber çocuk, genç, yaşlı demeden herkes ekonomik, sosyal ve psikolojik olarak etkilenmeye başladı ve bu etkilerin geleceği boyut hakkında bir öngörüde bulunmak oldukça zor. Olabildiğince evde kalmak, olabildiğince insanlardan uzak olmak ve olabildiğince risk yaratmamaya çalışmak zorundayız.

Aslında her sağlık problemi gibi Koronavirüs de sağlığımızı olduğu kadar psikolojik durumumuzu da ciddi anlamda etkiliyor. Virüsün bulaşmasını ve yayılmasını önlemek için gereken tüm önlemleri almaya çalışıyoruz. Peki ya psikolojik sağlığımızı bu dönemde ne kadar önemsiyoruz? Virüsün yarattığı paniği nasıl karşılıyor ve kendi psikolojik ihtiyaçlarımıza ne kadar cevap veriyoruz?

Endişe, kaygı ve stresi ne kadar yönetebiliyoruz?

Böyle dönemlerde asıl sorulması gereken soru yaşadığımız stresi ve kaygıyı ne kadar tanıyoruz ve nasıl yönetiyoruz olmalıdır. Karşımızda kronikleşmeye başlamış kişiden bağımsız bir stres durumu var ve kontrolümüz dışında gelişen stres durumları bize ciddi zararlar verebilmektedir.

Stres beynimiz için tam anlamıyla tehdit altında olma durumudur. Stresi de şu açıdan ikiye ayırmakta yarar vardır: Kaynağını kontrol edebildiğimiz ve kaynağını kontrol edemediğimiz yani bizim kontrolümüzün dışında gelişen stres.

Koronavirüs salgınını bizim kontrolümüzün dışında gelişen bir stres durumu olarak değerlendirmek mantıklı olacaktır. Çünkü tehlike durumunu ortadan kaldırmak için elimizden gelen çok fazla şey ne yazık ki bulunmuyor. Stresin ortadan kalkması, böyle bir durumda, yine salgının atlatılmasıyla mümkün olacaktır. Ayrıca her zaman karşımıza çıkan türden bir sorun olmadığından dolayı da karşımızdaki tehdit durumunu henüz tam anlamıyla tanımıyor ve etrafımızda yayılan bilgi kirliliğinin içerisine çekilmeye başlıyoruz.

Sadece psikolojik değil

Bu belirsizliğe sadece psikolojik olarak değil fiziksel olarak da alışmaya çalışıyoruz. Olabildiğince az dışarı çıkıyor, hatta ve hatta işi bile evden yürütüyoruz. Ekonomik olarak da tedbir almaya çalıştığımız için yeme içme düzenimizi değiştirmeye başlıyoruz. Daha az hareket ettiğimiz için fiziksel olarak daha az yoruluyor ve bu yüzden de uyku sorunları yaşamaya başlıyoruz. Evde kalmaya alışkın olmayanlarımız için ise evde kalmak işkence haline gelebiliyor.

Son günlerde hijyene verilen önem arttı. Bu durum kişileri psikolojik olarak etkileyebilir mi?

İçinde bulunduğumuz bu dönemde hijyen kurallarına uymanın önemi göz ardı edilemez. Ancak, aşırı temizlik yapmak kendimizi daha iyi korumak anlamına gelmiyor. Böyle dönemlerde özellikle şüpheci ve obsesif (takıntı) düşünceler artabilir.

Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) olarak bildiğimiz aşırı takıntılı olma sorunlarının bu gibi dönemlerde geliştirilmesi ve pekiştirilmesi olasıdır. Kişi kaygısını tam olarak yönetemediğinden dolayı bu kaygıdan kurtulmak için sürekli temizlik yapma, defalarca ellerini yıkama, oturduğu/yattığı yerleri silme/temizleme gibi güvenli davranışlara sığınabilir. Ancak, unutulmamalıdır ki yönetilemeyen kaygı daha rahatsız edici olur ve kişiler bu güvenli davranışları daha sık tekrarlar hale gelebilirler.

Özellikle 10’lu yaşlardaki çocuklarda bu tarz sürekli ve tekrarlayan davranışlar gözlemleniyorsa bu konuda bir uzmana danışmakta yarar vardır. Bu tarz davranışlar sosyal öğrenme yoluyla da öğrenilebileceğinden, kişi farkında olmadan kaygısını yönetmek için yararı olmayan bu tarz davranışları geliştirebilir ve ileriki dönemlerde daha ciddi problemler yaşayabilir.

Ayrıca bu gibi bir durumda kişi virüse maruz kaldığından sürekli olarak şüphelenip bu düşünceleri bir türlü ortadan kaldırmayı başaramayadabilir. Bu durumda da şüpheci düşüncelerin giderek artmasıyla beraber paranoya durumu ve anksiyete sorunları gibi birçok sorun yaşanabilir. Kişi virüsü kaptığını düşünüp hızla artan ve yaklaşık 40-45 dakika süren kaygı krizleri de yaşayabilir. Bu gibi bir durumda nefes darlığı, aşırı hızlı soluma, gözlerin kararması, titreme ve bayılacakmış gibi hissetme gibi sorunlar yaşanacaktır. Bu belirtiler oldukça önemlidir ve olası bir panik atağa işaret ediyor olabilirler.

Hijyen kurallarına dikkat etmek, neyin ne kadar yapılması/kullanılması gerektiğini iyice anlamak ve bu davranışların sınırlarını öğrenmek bunun gibi bir dönemde yapılacak en mantıklı şeylerin başında gelmektedir.

Psikolojik yardıma ihtiyacım olduğunu nasıl anlayabilirim?

Psikolojik yardım almanın önemi toplumumuzda henüz tam olarak anlaşılamamıştır. Daha çok eğitimli ve sosyoekonomik seviyesi yüksek kişilerin yaşadığı sorunlar karşısında psikolojik destek almaya istekli olduğu görülmektedir. Sanılanın aksine psikolojik danışma hizmetleri lüks değil ihtiyaçtır.

Günümüzün çoğunu evde geçirdiğimiz ve sosyal etkileşimden uzaklaştığımız bu gibi dönemlerde bazı sorunlar daha kolay biçimde bizi etkilemeye başlayabilir. Aşırı uyuma isteği veya artan/azalan iştah, artan mutsuzluk hali gibi belirtiler bazı sorunların varlığına işaret ediyor olabilir. Eğer son günlerde yeme içmenizin azaldığını/arttığını, giderek daha fazla uyuduğunuzu, sindirim sistemi sorunları yaşadığınızı, baş ağrılarınızın ve kas ağrılarınızın giderek şiddetlendiğini, cinsel isteksizlik yaşadığınızı, uyku kalitenizin düştüğünü ve daha fazla kabus görmeye başladığınızı, aklınızda sürekli olarak temizlik düşünceleri olduğunu, dışarı çıkmaktan korkmaya başladığınızı ve çıkarsanız başkasına/başkalarına zarar vereceğinize inandığınızı, sigara ve alkol tüketiminizin arttığını, giderek tahammülsüzleştiğinizi ve agresif davranışlarınızın arttığını, içinizdeki enerjinin giderek azaldığını ve zaman zaman sanki kalp krizi yaşıyor ya da boğuluyormuş gibi hissettiğinizi düşünüyorsanız psikolojik yardım almanız gerekiyor olabilir.

Psikolojik Danışman Göksel AKKAYA